Dikkat...!!!

Bu sitede yer alan borsa haberleri, borsa yorumları, borsa tüyoları, canlı borsa, hisse senedi analizler ve yorumları tamamen bilgi vermek ve bilgi paylaşmak amacı ile hazırlanıp yayınlanmaktadır. Site içerisinde verilen bilgiler herhangi bir yatırım danışmanlığı veya yatırım bilgisi olarak verilmemektedir.
Borsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Borsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2010 Cumartesi

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

Çarşamba , 3 Eylül 2008

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

Merkezi Paris'te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), G-7'nin Avrupalı zengin üye ülkeleri ve Japonya için öngördüğü ekonomik büyüme hızı tahminlerini düşürürken, ABD için öngördüğü oranı bir miktar artırdı

OECD, ihracat oranlarının artması ve vergilerin düşürülmesinin, ABD'nin büyüme hızı için yaptığı tahminlerin artmasına yol açtığını açıkladı.

Haziran ayında ABD'de yüzde 1.2 oranında ekonomik büyüme tahmini yapan OECD, bu oranı son gelişmeler çerçevesinde yüzde 1.8'e çıkardı.

OECD, bununla birlikte daha önce ortalama yüzde 1.7 büyüme hızı beklediği Japonya için tahminini yüzde 1.2'ye düşürdü.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

Haftalık Ekonomi ve Strateji Raporu - 1 - 7 Eylül 2008

Son dönemde gelen veriler kredi krizinin patlak verdiği ABD’den sonra, Euro Bölgesi ve Japonya ekonomilerinin de durma noktasõna geldiğini gösterirken,sõranõn gelişmekte olan ülkeler ekonomilerinde olup olmadõğõna ilişkin belirsizlikise önemli bir endişe kaynağõ haline gelmiş bulunmaktadõr. Krizin Avrupakõyõlarõna vurduğunun anlaşõlmasõ Ağustos ayõnda piyasalarõn sõkõntõlõ bir dönemgeçirmesini getirirken, buradaki risklerin halen tam olarak fiyatlandõğõnõ söylemekde zordur. Ancak esas şok, şimdiye kadar senaryolarda yer verilmeyen ve budoğrultuda hiç fiyatlanmamõş olan gelişmekte olan ülkelerin büyüme hõzlarõnõnbelirgin olarak gerilemesi durumu olacaktõr.

Şimdiye kadar bu yönde bir gelişmeye işaret eden bir veri açıklanmamış olmasına karşılık, son dönemde bu gruptaki borsaların net bir düşüş eğilimine girmesi ve para birimlerinin değer kaybı yaşaması dikkat çekmiştir. Başlangıçta, genel olarak emtia ihracatçısı olan ülkelerin, emtia fiyatlarında Temmuz ortasında görülen sert düşüşten olumsuz etkilenecek olmalarına bağlanan değer kayıplarõ, bu fiyatlardaki düşüş eğilimininson günlerde durmasõna rağmen devam ederek belirsizliklere yeni bir boyut kazandırmıştır. IMF’nin geçen hafta yayınladığı revize büyüme tahminleri de ABD’deki yavaşlamanın diğer ülkelerde daha belirgin hissedileceği senaryosunu desteklemektedir. IMF, Euro Bölgesi için 2008 büyüme tahminini % 1.7 den % 1.4e, 2009 için ise % 1.2den % 0.9a çekerken, ABD için 2008 büyüme tahminini % 1.3 olarak korumuş, 2009 tahminini ise 0.1 puan düşüşle % 0.8 erevize etmiştir. Böylece, global büyüme projeksiyonu 2008 için % 4.1 ten % 3.9 ave 2009 için % 3.9.dan % 3.7.ye revize olmuştur. Ancak, global büyümenin uzunvadeli trendinin % 4 civarõnda olduğu ve gelişmiş ülkelerde resesyon yaşanan yıllarda bile global büyümenin % 1-2 aralõğõnda gerçekleştiği dikkate alındığında,IMF.nin senaryosunun gelişmekte olan ülkeler tarafõnda karanlık bir tablo çizmediği söylenebilir.

Gerçekten de, son yıllarda Dünya.da büyümenin önemli birkısmı ABD, Euro Bölgesi ve Japonya.nõn dõşõndaki ülkelerden (özellikle küreselsisteme yeni entegre olan Çin ve Hindistan ile Brezilya ve Rusya) gelmektedir.Bu ülkelerin büyüme döngülerinin gelişmiş ülkelerin döngüleriyle ilişkisinin güçlü olduğunu öne sürmek ne kadar zorsa, .gelişmiş ülkelerden olumsuz bir yansıma gelmez. demek de o kadar zordur. Kesin olan tek şey, gelişmiş ülkelerin sondurumu da dikkate alındığında, gelişmekte olan ülkelerde büyümeeğiliminin devam etmesinin dünya açısından giderek daha kritik birdeğişken olmaya başladığıdır. Bu nedenle, üretim ve büyüme verileriningeriden geldiğini de dikkate alarak, OECD tarafõndan her ay düzenli olarakaçõklanan Bileşik Öncü Gösterge gerçekleşmelerini yakõndan takip etmekteyiz.Bu tür çalõşmalarda amaç, ekonomik aktivite göstergesi olan bir değişkenin(sanayi üretimi) dönüm noktalarõnõ söz konusu öncü gösterge ile öncedensaptayabilmektir.

OECD, bu endeksin altõ aylõk değişimlerinin yõllõklandõrõlmõşhalinin, dönüm noktalarõnõ 6-9 ay arasõnda öncülediğini belirtmektedir. Bugösterge 2007 ikinci yarõsõndan itibaren, ABD, Euro Bölgesi, Japonya ve OECDgeneli için negatif bölgeye inmiş ve halen bu bölgede seyretmektedir. Bunakarşõlõk, OECD üyesi olmayan yukarõda bahsettiğimiz ülkelerin de dahilolduğu 6 ülke hesaplamaya dahil edildiğinde, ki kabaca küresel büyümeeğilimini temsil ettiğini varsayabiliriz, % 2.nin biraz altõndaki değerlerinbüyümenin devam ettiğine ancak bunun 2001 resesyonundan beri en zayõfeğilime işaret ettiğine şahit olmaktayõz.

Dolayõsõ ile, 2002-06 ortalamasõnõn% 5 olduğunu dikkate alarak trend-altõ büyüme dönemine girildiğinisöyleyebilirken, 2001 yõlõndaki resesyonda küresel büyüme eğilimindekidaralmanõn % 2.ye kadar ulaştõğõna dayanarak, son dönemdeki yavaşlamayarağmen mevcut seviyelerin .kötünün iyisi. olarak değerlendirilebileceğinidüşünmekteyizÖte yandan, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya genelinde büyümehõzlarõnda belirgin bir yavaşlama içinde olunmasõ, her ülke piyasasõnõn vefinansal göstergelerinin aynõ şekilde etkileneceği anlamõna dagelmemektedir. Özellikle büyümedeki göreceli performansa ilişkinalgõlamanõn önemli bir belirleyici olduğunu düşünmekteyiz. Örneğin; kredikrizinin patlak verdiği ABD.de, Fed.in agresif faiz indirimleri ve hükümetin vergiiadeleri ile yõlõn ilk yarõsõnda büyüme Euro Bölgesi.nden daha güçlü olmuş, fiyatistikrarõna odaklanan ECB.nin aynõ desteği veremeyeceğinin anlaşõldõğõ andanitibaren bu durum önce borsa performanslarõna yansõtõlmõş, sonrasõnda uzunvadeli tahviller arasõndaki fark azalmõş ve dolar belirgin bir toparlanmagöstermiştir. Bu bağlamda, krizin ilk yõlõnõn tamamõnda ABD borsalarõna göresürekli olarak daha iyi performans gösteren gelişmekte olan ülkeborsalarõnõn (MSCI endeksi) son dönemde daha kötü performanskaydetmesi, beklentilerin önceden satõn alõndõğõ bu piyasalarõn ilettiğitedirgin edici bir sinyal olmuştur.

ABD, Euro Bölgesi ve Japonya.dan kötühaber ve verilerin uzunca bir süre daha gelmeye devam edeceği açõktõr. Ancak,büyük ölçüde fiyatlanan bu gelişmelerin etkisi zamanla sõnõrlanõrken, piyasalarõhareketlendirecek olan haber ve veriler giderek gelişmekte olan ülkeler kaynaklõolmaya başlayabilecektir. 2001 krizinden beri önemli yapõsal değişimler geçirenve kõrõlganlõklarõ önemli ölçüde azalan bu ülkelerin geçmiş resesyonlardaki kadarolumsuz etkilenmesi beklenmemelidir. Ancak bu durum bu ülkelerden gelecekekonomik aktiviteye ilişkin verilerin önemini de azaltmayacaktõr.Özetle, gelişmiş ülkelerin durgunluk dönemine girdiğinin ve resesyonun eşiğindeolduklarõnõn daha netleştiği son dönemde, şimdiye kadar sağlam durangelişmekte olan ülkelerin bu durumlarõnõ ne kadar koruyabilecekleri daha fazlasorgulanmaya başlamõştõr. Henüz verilere yansõmasa da, öncü göstergelerküresel büyüme eğiliminin 2001 resesyonundan beri en zayõf noktasõndaolduğunu yansõtmakta, gelişmekte olan ülke finansal göstergeleri büyümedebelirgin zayõflama beklentisinin satõn alõndõğõnõ düşündürmektedir. Önümüzdekidönemde bu algõlamanõn verilerle onaylanõp onaylanmayacağõ, küreselpiyasalarõn Temmuz ortasõndaki dip seviyelerinden daha kötü bir noktaya gidipgitmeyeceği konusunda belirleyici olacaktõr.
zaman: 23:16

İngiltere`de konut sektörüne can suyu

02.09.2008
İngiltere'de hükümet, durgun emlak piyasasını canlandırmak için ilk kez ev alacak olan ve belli bir gelirin altında bulunan kişilere, alacakları evin değerinin yüzde 30'una kadar varan faizsiz kredi vermeye hazırlanıyor.

AA

Son bir yıldır sürekli düşüş yaşanan, buna rağmen pek çok ailenin bir türlü dahil olamadığı emlak piyasasını canlandırmak isteyen hükümetin, ekonomi danışmanlarının tavsiyelerinin de etkisiyle, 5 yıl süreli ve sıfır faizli kredi uygulamasını gündemine aldığı belirtildi.

Verilecek kredinin, emlak piyasasına girmeye hazırlanan aileler için evlerinin peşinatını karşılamada kullanılması hedefleniyor.

Yıllık geliri 60 bin sterlinin altında olan ailelerin ev satın almalarının mümkün olamayacağı kanısına varan hükümetin, bu uygulama sırasında inşaat sektöründen de destek alacağı bildirildi.

Uygulamayla emlak piyasasında güvenin yeniden oluşturulması ve İngiliz ekonomisinde toparlanma sağlanarak hükümete verilen desteğin artırılmasının hedeflendiği yorumları yapılıyor.

Ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin sözcüleri ise uygulamayı kısa süreli bir canlandırma planı olarak yorumladı. Muhalefet sözcüleri, piyasada gerçek bir canlanma ve güvenin ise palyatif önlemlerle değil, ancak ekonomik göstergelerdeki gerçek bir düzelme ile mümkün olabileceğini belirtti.

İngiltere'de ev fiyatları son bir yılda, 1990'ların başında yaşanan krizin ardından ilk kez bu kadar hızlı bir düşüş yaşıyor. İngiliz ekonomisi, buna artan petrol fiyatları ve küresel kredi krizinin de eklenmesiyle gerçek bir kriz görüntüsü veriyor.

Borsa ilk seansta 138 puan yükseldi

02.09.2008
Endeks ilk seansı 138 puanlık artışla 39 bin 594 puandan tamamladı. Hisse senetlerinin değer artışı ortalama yüzde 0,35 oldu.

Holding ve Şirketler Grubu Ne Demektir? Ne İşe Yararlar?

Bir kişinin, bir grup girişimcinin veya bir ailenin birçok alanda faaliyet gösteren şirketleri olabilir. Fazla büyük olmanın bir sonucu ise bu şirketlerin yönetimlerinin zorlaşması ve ortak bir misyon etrafında idare edilme güçlüğüdür. Böyle bir durumda şirket sahipleri, bu şirketleri belli bir çatı altında toplama ihtiyacı içinde olabilirler. Bu ise ya bir holding kurma veya bir şirketler grubu oluşturmaktan geçer.

Holding şirketleri, üretim ve satış türü faaliyetlerde bulunmayan ve belli bir faaliyet alanları olan şirketlere iştirak eden ve genellikle böyle şirketlerin büyük ortağı durumunda olan anonim şirketlerdir. Holding şirketlerinin kuruluş ve varoluş nedenleri birden çok şirkete iştirak etmek ve bu şirketleri yönlendirmek/kontrol etmek olduğundan sermaye şirketleri sınıfında bulunmaktadırlar. Holding şirketlerin sahipleri genellikle bir çok şirketin sahipleri olup, bu paylarını holdinglere devrederler ve bu yolla o şirketlerin yönetimlerini tek elde toplarlar.

Şirketler Grubu, yine aynı mantıktan yola çıkan şirket sahibi veya sahipleri, bunu bir başka şirket aracılıyla değil, direkt kendileri, bu şirketleri biraraya getirerek yönetmek isterler. Basit anlamda, şirketler grubu, aynı kişi veya kişilerin sahip olduğu şirketlerin bir araya getirilmesidir. Şirketler grubunda genellikle şirket sayısı fazla değildir, buna karşın holdinglerde en az yedidir (kanuni gereklilik).

Aracı Kurumların İşlevi Nedir?

Aracı kurumlar kuruluş amaçları itibariyle, hisse senedi ticaretinde yatırımcı ile piyasa (karşı taraf) arasında aracılık işlemleri ve yatırımcıyı bilgilendirme fonksiyonları ifa ederler. Bu aracılık işlemleri için, en büyük gelir kaynaklarını oluşturan, işlem başına komisyon alırlar.

Aracı kurumların bir başka görevleri ve gelir kaynakları ise halka arz konsorsiyumlarında yer alırlar ve yeni hisse senetlerin ihraclarında aracılık görevi görürler.

Halka Arz Yöntemleri Nelerdir?

Aile şirketleri veya bir kaç ortağın bulunduğu şirketler, yukarıdaki sebeplerden biri veya birkaçını özönüne tutup halka açılmayı düşünüyorsa, kullanabileceği birkaç metod vardır ve genellikle bir danışman aracı kuruluş kullanıldığından, aracı kuruluşun hazırlayacağı öneriler arasından, şirket yönetimi en uygununu seçecektir. Çok fazla halka açılma metodu olduğundan biz burada belli başlı bir kaçını kısaca anlatmakla yetineceğiz.

Sabit Fiyatla Talep Toplama Yöntemi, bu metodda şirket ortakları yapılmış olan önfizibilite çalışmaları ışığında belli bir fiyat ve arz edilecek hisse miktarı belirlerler. Bu ilgili yatırımcı grubuna sunulur ve isteyen kişilerden talepleri toplanır. En sonunda hisselerin karşılığını yatırmış olan yatırımcılara hisse senetleri dağıtılır. Bu metodda aracı kurum sadece yatırımcılar ile şirket arasında elçilik görevi görebileceği gibi, bu halka arzı kendisi de üstlenebilir (underwriting). Underwriting anlaşması çerçevesinde arzı kendisi üstlenen bir aracı kuruluş, hisselerin tamamını satmayı taahüt eder. Eğer satamadığı senet olursa, bu durumda satılamayan kısmı kendisi almakla mükelleftir.

Halka açılacak senetler, sermaye arttırımında ortakların rüçhan haklarının kısıtlanması yoluyla (şirket yapmayı düşündüğü bedelli sermaye artırımına mevcut ortakların kullanım haklarını kısıtlar ve primli fiyattan bu tutarlar halka arz edilir) olabileceği gibi, ortakların payından satılması yoluyla da olabilir.

Fiyat Teklifi Alınması Yöntemi, bu metodda şirket belli bir taban limitin altında olmamak koşuluyla senetler için teklif edilen fiyatlar alınır ve nihai karara göre hisseler satılır.
Bir başka metod ise, gelişmiş ülkelerde sıkça kullanılan, senede dönüştürülebilinen tahvil ihraç etme yoluyla (convertible bonds) olabilir. Burada, şirket yatırımcılara tahvil ihraç eder ve bu tahvilde, tahvil sahibine önceden belirlenen bir fiyattan hisse senedi alma hakkı verilir. Eğer tahvil sahibi (bondholder) ileride oluşacak konjektürde fiyatı uygun bulursa tahvilini hisse senediyle değiştirir.

Neden Halka Arz ?

Halka arz nasıl olur sorusundan önce neden şirketlerin halka arz ettiklerini anlamak yerinde olacaktır. Şirketlerin faaliyetlerini yürütebilmesi için kaynaklara ihtiyacı vardır. Bu kaynaklar yabancı kaynak (borç yoluyla elde edilen kaynak) veya özkaynak (ortaklardan sermaye yoluyla veya faaliyetler sonucu kar yoluyla sağlanan) olabilir.

İki kaynak türününde şirkete bir maliyeti vardır. Bu maliyet yabancı kaynaklarda faiz maliyeti iken, özkaynakta ise ödenmesi gereken ve ortaklar tarafından belli bir taban limitte beklenen temettü geliridir. Şirket yönetimi hangi kaynak ucuza geliyorsa, o kaynaktan faydalanma yoluna gidecektir. Eğer özkaynak yoluyla fonlama yani senet ihraç ederek toplanacak fonların maliyeti daha ucuz ise, şirketler halka arza başvurma yoluna gidebilirler.

Ayrıca, şirket ortakları halka açılmayı bir tanıtım ve reklam vasıtası olarak görebilir ve halka açılmaya karar verebilir. Sonuçta, borsa yoluyla şirketin değeride oluşabileceği için, bu bir performans ölçüsü olarak da kullanılabilir.

Unutulmaması gereken bir husus ise vergi mevzuatımız halka açık şirketlere bir indirim sağlamasıdır.

Borsaya Kote Olmak Ne Demektir?

Borsanın, hisse senetlerinin ticaretinin yapıldığı bir piyasa olduğu belirtilmişti. Her piyasada olduğu gibi, bu piyasanın da kendine özgü kuralları vardır.

Bizim borsamız, İMKB, diğer borsalarda olduğu gibi hangi şirketlerin senetleri ve ne miktarda (kaç adet) işlem görebileceğinin kayıtlarını tutmaktadır. İlk halka arzlarda, şirket yönetimleri, ne kadar hissenin borsaya kote (kayıt altına) edilmesinin düşünüldüğünü bildirir ve İMKB'den izin ister. İleride oluşabilecek değişimler için İMKB'den izin almadan yani kote ettirilmemiş senetlerin ticareti olanaklı değildir.

Kısacası, bir senet için kote olmak demek, o senedin İMKB tarafından tanındığını ve alım/satımının yapılmasına izin verildiği anlamına gelmektedir.

Sermaye Artırım Çeşitleri Nelerdir?

Şirketler genelde yılda bir defa olmak üzere sermayelerini artırma yoluna gitmektedirler. Başlıca sermaye artırım nedenleri yüksek enflasyon şartlarında erimiş olan sermayelerini güçlendirmek ve yeni yatırımlar için veya şirketin faaliyetlerinin reel büyümesi sonucu gereken fon ihtiyacının gidermek içindir.

Şirketler iki şekilde sermaye artırımına gitmektedirler; ilki, içkaynaklardan yapılan Bedelsiz Sermaye artırımı; ikinci ise, şirket ortaklarından ek fon temin ederek yapılan Bedelli Sermaye artırımıdır.

Kayıtlı Sermaye sistemi nedir?

Kayıtlı sermaye sistemi, şirket yönetim kurullarına sermaye arttırımlarında belli bir serbesiyet verir. Şöyle ki, genel kurullarından arttırabilecekleri sermaye için bir maksimum limit (sermaye tavanı) isteyen yönetim kurulu, bu tavanı aşmamak kaydıyla, en az beş yıl içerisinde de o tavana ulaşmak kaydı ile, istediği zamanda, ister bir kerede ister bir kaç sermaye artırımı yoluyla, tavan miktarına kadar sermayelerini yükseltebiliyorlar. Böylece daha serbest ve hızlı hareket edebilen şirket ve yönetim kurulu, sermaye gereksinimi duyduğunda en kısa zamanda bu ihtiyacını giderebilme imkanına kavuşuyor.

Şirketler kayıtlı sermaye sistemine genel kurularının karar vermesi ve SPK'nın onaylaması durumunda geçebilmektedir; sisteme giriş ve çıkışlar SPK'nın tasarrufuna bırakılmıştır. Son yıllarda şirketler arasında gözlenen eğim kayıtlı sermaye sistemine geçiş yönündedir, bunun başlıca nedenide şirket yönetim kurulların her sermaye artırımı için genel kurulun onayına ihtiyaç duymayacaklar olmalarıdır.

Kayıtlı sermaye sisteminde, şirketlerin sermayesi için (finans literatüründe) çıkarılmış sermaye ve tavan miktarı için kayıtlı sermaye tavanı terimleri kullanılıyor. Çıkarılmış sermaye terimi türetildiği halde, uygulamada yerine ödenmiş sermaye veya sermaye terimleri kullanılabiliniyor. Esasında aynı şeyi belirten bu terimler, teorik açıdan sistemi doğru betimlemesi için yanlış kullanılmaması uygun olacaktır.

Kaç Çeşit Sermaye Sistemi Vardır

Türkiye'de mevzuat gereği şirketler iki çeşit sermaye sisteminden birini seçebiliyorlar. Bunlar kayıtlı ve esas sermaye sistemleridir. Kullanılacak sisteme şirketlerin genel kurulları karar verir ve bu karar SPK tarafından incelenip onaylandıktan sonra yürürlülüğe girer.

Dönemsel Açıklamaların Önemi Nedir?

Şirketler SPK mevzuatı gereği üçer aylık dönemler itibarıyla mali tablolarını oluşturmak ve yayınlamak (halka açık olanlar için) zorundadırlar. Altı aylık ve yıllık (oniki aylık) mali tablolarının denetimden geçme zorunluluğu olduğu için bunları denetim (mali müşavirlik) firmaları denetlerler, üç ve dokuz aylıkların böyle bir zorunlulukları yoktur ve bunlar genellikle şirketler tarafından hazırlanırlar.

Üçer aylık bazda bu mali tabloların açıklanması ile, yatırımcılar, şirketleri daha iyi izleme ve analiz yapma olanağına kavuşuyorlar. Böylece, her üç ayda bir şirketler yatırımcılar tarafından değerlendirilmiş ve denetlenmiş oluyor.

Borsa Nelerden Etkilenir ?

İMKB endeksleri ve işlem gören hisse senetlerinin fiyatları, diğer dünya borsalarında olduğu gibi başlıca üç etmenden etkilenirler; dünya ekonomisinin durumu ve gidişatı, yerel (Türkiye'nin) ekonominin durumu ve gidişatı ve sektör/firmanın durumu ve performansı.

Global Ekonomi'deki herhangi bir gelişme tüm ülke ekonomilerini az veya çok etkileyeceği gibi, o ülkedeki ilgili veya tüm firmaları da dolaylı veya dolaysız olarak etkiliyecektir.

Örnek 1: Şirketimizin Petkim'den hammadde olarak herhangi bir petrokimya ürününü aldığını (girdimiz) ve bunun az veya çok nihai ürünümüzde (çıktımız) bir ağırlığının olduğunu düşünelim. Dünya petrokimya piyasalarında oluşabilecek herhangi bir nedenden dolayı bir dalgalanma, Petkimin maliyetini değiştirecektir. Bu değişikliği de Petkim bizim alış fiyatımıza yansıtacaktır. Sonuçta, biz de bunu kendi ürünümüz fiyatına yansıtmak zorunda kalacağız. Dalgalanma fiyatlarda bir artış şeklinde olursa, bizim rekabet gücümüzü azaltıcı ve/veya kar marjımızın daralması şeklinde etkisi olabilir. Bu da bizim ciromuzu ve net karımızı etkiliyebilir.

Örnek 2: Global etkinin yansıması bir çok şekilde olabilir. Örneğin, şirketimizin Almanya'ya Deutsche Mark (DEM) üzerinden ihracat yaptığını ve ürünümüzün önemli bir hammaddesini Amerika'dan dolar (USD) olarak ithal ettiğini düşünelim. Bu halde, bizim kar marjımız büyük ölçüde dolar/mark paritesine bağlı olacaktır. Uluslararası döviz borsalarında oluşacak pariteler bizi etkiliyecektir ve faaliyetlerimiz esnasında eğer bu paritenin gidişatını doğru tahmin edemezsek veya paritenin dalgalanmalarına karşı önlemimizi alamazsak (ör. hegde ederek, bir finans tekniği), şirketimiz bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilecektir.

Örnek 3: Şirketimizin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini düşünelim. Ülke olarak tekstil sektöründe güçlü ve birçok avatajımız olduğunu, gümrük birliği (GB)'nden öncede, GB'den sonrası için çok umutlu olduğumuz için yeni yatırımlara (kapasite arttırımı ve modernizasyon) girişmiş olalım. Fakat, dünya'da bazı sebeplerden dolayı bir kriz (ör. Uzakdoğu veya Rusya krizi) çıktığında, uluslararası pazarımız daralırsa, bu bizim tam kapasitede çalışamayacağımızı ve yeterli ihracat yapamazsak, kullanılmış olan kredilerin geri ödemelerinde zorlanabiliriz; belki de bu, bizim iflas etmemize bile sebep olabilir.

Ulusal Ekonomi'deki, yani Türkiye ekonomisindeki herhangi bir gelişme, Türkiye'deki şirketleri bulundukları sektöre ve gelişmenin yapısına göre az veya çok etkiliyecektir. Ekonomideki büyüme hızı, işsiz sayısı, enflasyon, faiz oranları, vergi oranlarında olabilecek değişiklikler, olağan üstü halin ilan edilmesi, teşvik politikasındaki değişimler vb. akla ilk gelen örneklerdir. Ulusal ekonominin etkilerini de örnekleme yoluyla açıklamaya çalışalım.

Örnek 1: Almanya'ya ağırlıklı olarak ihracat yapan ve girdilerimizin çoğunu iç piyasadan yani TRL olarak sağladığımızı düşünelim. Eğer hükümetimiz kurları hızlandırıcı (reel olarak TRL nin değerini düşürücü) yani dolar, mark gibi yabancı para birimlerinin para birimimiz karşısında hızlı artması gibi bir politikayı benimserse, bundan şirketimizin olumlu olarak etkilenmesi büyük bir ihtimaldir. Çünkü girdilerimiz değer kaybeden TRL, buna karşılık çıktılarımız değer kazanan DEM üzerinden olacağından, kar marjımız ve dolayısıyla karımız artacaktır.

Şirket veya Sektör olarak etkiler de, sektörün veya özel olarak o şirketin ürünlerine talebin azalması şeklinde bir eğilimin olması, sektöre karşı devletin desteğinin olması veya eski desteğinin kalkması, sektörel olarak girdilerin pahalanması, dış pazarlarda rekabetin zorlaşması, sektöre aşırı yatırımın (atıl kapasitenin) yapılmış olması vb. akla ilk gelen örnekler olmakla birlikte, özel de şirket yönetimlerinin yanlış yönetimleri de sayılabilir.

Örnek 1: Şirketimiz GB öncesi ülkenin önde gelen bir otomotiv üreticisi olabilir. Yabancı bir otomotiv üreticisinden aldığımız know-how'la birlikte fazla rakibimiz olmadığı ve gümrük duvarlarıyla birlikte dış rekabete karşı korunduğumuz için fazla bir yatırıma gereksinim duymadan, pazarın isteği kadar üretim yapıp bunu pazarlıyor olabiliriz. Fakat, yeni hükümetimizin GB'ne girmeye karar verdiğini ve anlaşmanın bir maddesi icabı otomotiv sektöründe ithalatçıların aleyhinde olan fazla vergilerin kaldırıldığını düşünürsek, bu bizim satışlarımızı olumsuz olarak etkiliyecektir ve faaliyetlerimizin sonucu zarar etmemiz ve bir daha karlı duruma geçmemiz zor olabilecektir.

Borsa Nedir?

Sermaye Borsaları (Security Exchanges), değerli evrakların (menkul kıymetlerin) ticaretinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Bir piyasadır, çünkü menkul kıymetlerin ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Kurumsaldır, çünkü kendine özgü kuralları ve standartları varır.

Borsalar, sadece hisse senetleri için değil, başka tür emtiaların (ticari malların) ve enstrümanların da ticaretinin yapıldığı yerlerdir. Örneğin bono ve tahviller genellikle menkul kıymetler borsalarının içerisinde ticareti yapılageldiği halde, döviz ticareti için döviz borsaları (forex, foreign exchange) veya mal ticareti için emtia borsaları (commodity exchange) vardır. Örneğin, pamuk fiyatlarının belirlendiği ve ticaretinin yapıldığı pamuk borsaları vardır (Türkiye'de de İzmir'de pamuğun vadeli ticaretin yapılacağı bir vadeli işlemler borsası kurulma aşamasındadır).

Türkiye'de borsanın tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar uzanmakla (özellikle bono piyasası) birlikte 1970 ve 1980 lerin ilk yarısında, mekan olarak Sirkeci Vakıf Han'da bir tür tezgah üstü piyasa (OTC; over the counter) şeklinde faaliyette bulunuyordu. (Tezgah üstü piyasalarda, sermaye piyasasına aracılık eden kurumlar, kendi aralarında bir borsanın belirleyici kural ve tüzüklerine uyma zorunluğu duymadan işlem (alım/satım) yaparlar.Bugün en gelişmiş piyasalardan biri olan Amerika Birleşik Devletlerinde bazı küçük işlem hacmine sahip firmalar, borsa haricinde OTC olarak işlem görürler.)

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), konjektürel gelişmeler sonucu, hisse senetlerinin ticaretinin düzenlenmesi ve standartlaştırılması amacıyla 1986 yılında Karaköy-Tophane'de faaliyete geçmiş bulunmaktaydı. Günümüzde, kendi modern binasıyla İstinye'de faaliyetini sürdürmektedir.

İlk zamanlarda az sayıda şirket, düşük işlem hacmi ve türk ekonomisine endeksli hareket eden İMKB, günümüzde 270'den fazla şirketin hisse senedi, ortalama 200-300 milyon dolarlık işlem hacmi ve dünya ekonomileriyle entegre bir şekilde faaliyetini sürdürmektedir.

Anadolu Sigorta`dan “Ortak Şirket” için yetki

Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Yönetim Kurulu, İspanyol şirketle ortak hasar denetimi ve yönetimine ilişkin ortak şirket kurulması için Genel Müdürlüğe yetki verdi.

AA

Anadolu Sigorta'dan İMKB'ye yapılan açıklamada, şirketin 29 Ağustos 2008 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu toplantısında, İspanyol Mapfreasistencia, Compania Internacional de Seguros y Reaseguros SA ile birlikte, hasar denetimi ve yönetimine ilişkin ortak bir şirket kurulmasına yönelik çalışmalarda bulunulması için Genel Müdürlüğü yetki verilmesinin uygun bulunduğu duyuruldu.

Borsada 36 bin 500 senaryosu

ABD'nin TMSF'si Federal Deposit Insurance Corporation (FDIC) bir bankaya daha el koymasıyla krize kurban giden banka sayısının 10'u bulmasının yarattığı olumsuz havayla Dow Jones'un cuma günü yüzde 1.47 çakılması, gözleri Avrupa borsaları ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na (İMKB) çevirdi.


REFERANS GAZETESİ

Yaşanan yabancı çıkışıyla cuma gününü yüzde 0,76 düşüşle 39,844 puandan kapayan İMKB'nin, cuma günü Dow Jones'ta yaşanan düşüşten etkilenerek satıcılı açılması bekleniyor. Uzmanlar, bu hafta için 39.000 puan seviyesinden bir tepki denemesi olabileceğini ancak 39.000'in altında kalınması durumunda endeksin aşağılara düşerek 38.000 ve 36.500 puana kadar düşebileceğinin altı çiziyorlar.

Gözler enflasyon verilerinde

Banka el koymalarının devam ettiği ABD'de sıkıntıların sürdüğüne dikkat çeken A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Marat Salar, kısa vadede İMKB'de 39.000 puan seviyesinin altını görülmesini beklemediğini ancak yurtdışında gerilimin artarması durumunda tekrar 36.500 puan seviyelerinin görülebileceğini kaydetti. Salar, bu hafta açıklanacak olan enflasyon verilerinin ve gelecek hafta açıklanacak olan büyüme rakamlarının takip edileceğini sözlerine ekledi

Öte yandan global piyasalarda doların değer kaybetmesi ve petrolün değer kazanmasının etkisiyle, YTL dolar karşısında değer kazanırken faiz düştü. Tahvil/bono piyasasında 14 Nisan 2010 vadeli gösterge tahvilin cuma günü kapanışta bileşik faizi yüzde 18.83 oldu. Uzmanlar faizlerde bu hafta ciddi bir hareketlilik beklemediklerini ve yatay seyretmesini beklediklerini belitiyor.

Dolar cephesinde de kısa vadede kotasyonların 1.18'li seviyelerini altında kalıcı olmasını beklemeyen uzmanlar, bundan sonra yeni pozisyon girişlerinin takip edilmesi gerektiğini vurguluyor

Borsa günü düşüşle kapadı

İMKB Endeksi 387 puanlık düşüşle günü 39 bin 456 puandan tamamladı, hisse senetleri yüzde 0,97 oranında değer yitirdi.


İMKB-100
CİNSİ - ALIŞ - SATIŞ
ABD Doları : 1,1820 - 1,1830
EURO : 1,7250 -1,7260

24 Aralık 2009 Perşembe

Borsa, geriledi

Borsa, bugün günlük bazda bir gerileme yaşadı. Önceki günkü büyük yükselişin ardından, bugüne alımlarla başlayan İMKB 100 endeksi, gün boyu seyrini değiştirmedi ve günü de düşüş ile kapattı.

370 puanlık gerileme yaşayan borsa, günü 51 bin 162 puandan kapattı.

Hisse senetlerindeki değer kaybının oranı, yüzde 0,72 oranında oldu.

Borsa haberleri ve borsa tüyoları için gün içerisinde sitemizi ziyaret etmeye devam edin.

22 Aralık 2009 Salı

Çin Borsası patlar mı?

Son günlerde Şangay Borsası da Türk yatrımcıların ilgi alanına girdi. Son bir yılda özellikle müthiş bir performans gösteren Çin Borsası genelde bilgi verme konusunda çok da sağlıklı değil.

Times dergisinden Bil Powell doğrudan gözlemler yapıyor. Aşağıdaki makale hem çin piyasasaı hakkında bizlere bilgi veriyor hem de ülkemizdeki piyasalar ile Çin’deki piyasaların karşılaştırmalı bir analaizini yapmamıza imkan veriyor.

Aşağıdaki yazıyı ilgiyle okuyacağınızı ümid ediyoruz.
Bigpara Editörü

Yoksa Greenspan haklı mıydı?

Çılgın Çin piyasaları....Çin hisseleri rekor seviyelere yükselirken, ülke ekonomisinde meydana gelebilecek ağır bir sarsıntı tüm korkuları açığa çıkarıyor.

Yaklaşık 18 ay önce, yeni yükselen sınıfın sesi Liu Jungling, geniş politik bağlantıları olan, Şangay’ın önde gelen gayrimenkul geliştirme şirketinin CEO’su ile bir konuşma yapıyor. Elinde bir miktar parası olan ve yatırım yapmak isteyen Liu Jungling, aslında gayrimenkul yatırımını mantıklı buluyor.

Çünkü yaklaşık son beş yıldır, Çin’in büyük şehirlerinde yatırımcılar, gayrimenkul piyasası ile çok yakından ilgilenmekte. Üst sınıf Çin yatırımcıları, kelepir apartmanlar ve daireler alıyor. Daha sonra bu mülkleri değerinin üstünde satarak kazandıkları parayı tekrar gayrimenkulde değerlendiriyorlar. Liu da sermayesini bu yönde değerlendirmeyi düşünüyordu ki, CEO ile teması sonrasında kafası karıştı.

Ünlü şirketin CEO’su, Junglig’e içinde bulundukları sürecin gayrimenkul almak için çok uygun olmadığını, aksine yatırımını menkul değerler üzerine yapmasının daha sağlıklı olduğunu belirtti. O’na borsada hisse satın almasını önerdi. Liu geçmişten beri hisse piyasalarıyla hiç ilgilenmediği için konu hakkında pek bilgi sahibi değil fakat sorular saorarak konuya adapte olmaya çalışıyor...

Liu’nun sorusu

Çin piyasalarında gerçekten bahsedildiği gibi her an patlayabilcek bir balon durumu söz konusu mu? Aslında tüm dünyayı yakından ilgilendiren bu durum, dünya genelindeki ekonomilerin erimesine neden olabilecek bir darbe etkisi yaratabilir.

Geçen yılki, %130’luk inanılmaz yükselişten sonra Şangay Bileşik Endeksi’nin, 27 Şubat’ta ani bir şekilde %8.8 değerinde bükülme göstermesi , yatırımcıda Çin piyasasının sanki virütik bir soğuk algınlığına kapılmış hissi yaratmıştır.

O zamandan bugüne kadar, Çin piyasası dikeye yakın yükselişini sürdürmekte. Bazı tahminlere göre, tüm ülke sınırlarında, Şangay piyasasında dönen para miktarı, bankalarda yatırım için nadasa bırakılmış paradan daha çok.

Düşündürücü olan nokta ise, bu gelişmelerin, geçen sene kişi başına düşen milli gelirin, 1.750 dolar dolaylarında olan bir ülkede gerçekleşiyor olması.

9 Mayıs’ta Çin borsalarındaki toplam ciro, diğer bütün Asya ülkelerindeki menkul değerler borsasını hacim olarak aşmıştı. Şangay’da ekonomistlik yapan Andie Xie, ‘Korkarım ki, durumlar son çılgınlığını yaşıyor’ diyor ve ekliyor. ‘ İnsanlar zarar görecek...’

Sonuç olarak, Çin gerçek anlamda sarsıyor. Sorun sadece zavallı yatırmcıların tüm birikimlerinin tehlikede olması değil, aynı zamanda ciddi bir darboğazın eşiğine girmemiz veya piyasaların ters takla atması olabilir...